Tarih 13 Temmuz 2007, 15:05. Yazan anka.
Etiket:
söyleşi
Yazar Oktay Güney 31 03 2007TÜRKİYE VE AB'DEKİ BAZI GÖSTERGELERİN KARŞILAŞTIRILMASI (2004) | ||
| TÜRKİYE | AB-15 | |
| TOPLAM TARIM ALANI (1000 Ha.) | 27.000 | 134.261 |
| TOPLAM İŞLETME SAYISI (1000 Adet) | 4.106 | 7.370 |
| ORTALAMA İŞLETME BÜYÜKLÜĞÜ (Ha.) | 5,9 | 17,4 |
| TOPLAM NÜFUS (Milyon) | 68 | 377 |
| TARIM NÜFUSU (Milyon) | 20 | 15,6 |
| TARIMDA İSTİHDAM(Milyon) | 9,4 | 7,4 |
| TOPLAM İSTİHDAMDA TARIMIN PAYI (%) | 39 | 5 |
Tarih 01 Temmuz 2007, 14:24. Yazan anka.
Etiket:
bitki koruması
Bacillius thuringiensis
B.thuringiensis, çubuk şekilli, gram pozitif bir bakteridir. Bu bakteri bitkilerde hastalık yapmaz ancak farklı bir özelliğinden dolayı bizim için oldukça önemli bir bakteridir. Bu özellik de bakterinin bitkisel organizmalarda hastalık oluşturmayıp, hayvansal organizmalarda yani böceklerde hastalık oluşturmasıdır. Bu tip bakterilere “entomopatojenik (böceklerde hastalık oluşturan)” bakteriler diyoruz. Bu nedenle Bacillius thuringiensis, mikrobiyal insektisit üretiminde en fazla kullanılan bakteri çeşididir ve biyolojik mücadelede oldukça yer tutar. Bakterinin biyolojik mücadele de iki tür kullanım alanı vardır. Birincisi “mikrobiyal insektisit” olarak böceklere karşı, ikincisi ise bitkilere gen transferi yoluyla dayanıklılık kazandırma amacıyla kullanılır.
Bazı bakteriler sporla çoğalırlar, bazıları ise ekstrem durumlarda hayatta kalmak için spor denilen yapılar oluştururlar. B. thuringiensis bakterisi spor oluşturan bir bakteridir ve spor oluşumu esnasında protein yapısında güçlü bir kristal toksin (protoxin) üretir ve bunu depolar. Bu kristaller bazı hassas böceklerin midelerinde proteaz enzimi tarafından parçalanarak aktif toksine dönüşür ve mide duvarını tahrip ederek midenin parçalanmasına sebep olurlar. Bu durum sonucunda böceğin hassasiyetine bağlı olarak 7 saat ile 4-5 gün arasında ölüm gerçekleşir. Kristallerin etki gösterebilmesi için mutlaka böcek tarafından yenilip mideye ulaşması gerekmektedir. Çünkü bakterilerde funguslardaki gibi böcek dokusunu dışardan delip hücre içini emecek bir yapı bulunmuyor.
Bakterinin farklı varyeteleri farklı böcek grupları üzerinde özelleşmiş durumda.
B. thuringiensis var. kurstaki --- Lepidoptera takımı (kelebekler) larvalarında
B. thuringiensis var. israilensis --- Diptera takımı (sinekler) larvalarında
B. thuringiensis var. tenebrionis --- Coleoptera takımı (kın kanatlılar) larvalarında etki gösterir.
Bacillius thuringiensis preparatları, toz, ıslanabilir toz ve emilsiyon formülasyonları şeklinde piyasada bulunmakta. Preparatlar sadece kristal toksinleri içerebildiği gibi, kristal toksin ve sporu da bir arada içeren preparatlar da vardır. Uygulama normal ilaçlama yaptığımız aletlerle püskürtme şeklinde yapılıyor. Zaten en iyi sonuç püskürtme yöntemiyle alınıyor. Püskürtülen preparatı yiyen larvalarda hareketlilik ve beslenme durur ve renk değişiklikleri meydana gelir. Böceğin hassasiyet durumuna bağlı olarak da 7 saat ile 4-5 gün arasında ölüm gerçekleşir. Genç larvalarda daha hızlı etki gösterir ve daha kısa sürede ölüm gerçekleşir.
B. thuringiensis, seçici özellikte olması, tamamen organik olması, çevreye, insanlara, hayvanlara, faydalı böceklere zarar vermemesi ve kalıntı sorunu oluşturmaması nedeniyle biyolojik mücadele çalışmalarında önemli yer tutuyor. B. thuringiensis preparatları Amerika’da 1960’tan beri kullanılmakta. Suni ortamda üretilebiliyor ve ABD’de her yıl binlerce ton üretimi yapılıyor.
Ayrıca bakteri, yukarıda söylediğim üzere bitkilere gen transferinde de kullanılıyor. Bakteride protoxin oluşumunu sağlayan gen izole edilmiş ve bu genin bitkilere nakledilmesi çalışmaları yapılmıştır. Burada amaç bitkilerin böceklere karşı direnç oluşturmasını sağlamaktır. Bakterinin spor oluşumu esnasında oluşturduğu protein yapısındaki kristal toksinlerin (protoxin) bitkiye püskürtüldükten sonra, güneş ışığı, yağmur, nem gibi nedenlerden dolayı kısa sürede deaktive olmaları, bozulmaları söz konusu. Protoksinlerin ortalama olarak 1-3 gün etkinlik gösterdiği belirtiliyor. Gen transferi yoluyla protoksinin bitki içinde üretilmesi sağlanıp etki süresinin daha uzun olması için çalışmalar yapılıyor. Bahsettiğimiz kristal toksinler her ne kadar insanlar için zararlı olmasa da, gen transferi yapılması, bitkiyi transgenik bir başka deyişle genetiği değiştirilmiş organizma (GDO) haline getiriyor.Günümüzde de transgenik bitkiler konusu oldukça konuşulan, tartışılan ve üzerinde net bir karara varılamayan bir konu.
Son yıllara (1985) kadar B. thuringiensis preparatlarının böceklerde dayanıklılık oluşturmadığı söyleniyordu. Ancak son yıllarda (1985’ten sonra) yapılan çalışmalar B. thuringiensis preparatlarının böceklerde dayanıklılık oluşturduğunu ortaya koymuştur. Tıpkı kimyasal insektisitlerde olduğu gibi, böcekler biyolojik preparatlara karşı da direnç kazanıyorlar. Buna rağmen, günümüzde ekolojik/organik tarıma önem verilmesi ve bu alanda çalışmaların artırılması, çevre ve doğal denge üzerinde daha fazla durulması, insan ve çevre sağlığı konularına daha fazla önem verilmesi biyolojik preparatlara daha bir önem kazandırıyor. Bu amaç için funguslar, virüsler ve bakterilerden yararlanılıyor ancak bugün en çok faydalanılan biyolojik silah Bacillius thuringiensis.
Tarih 01 Temmuz 2007, 14:17. Yazan anka.
Etiket:
gıda sağlığı
1)--Gıda Enfeksiyonu İle Gıda Zehirlenmesi Arasındaki Fark Nedir?
Gıda kaynaklı hastalıklar gıda enfeksiyonu ve gıda zehirlenmesi olmak üzere ikiye ayrılırlar. Popüler medya gıda ile alakalı bütün hastalıkları gıda zehirlenmesi olarak değerlendirmektedir, fakat bu kesinlikle yanlıştır.
Gıda zehirlenmesine toksin içeren gıdanın tüketilmesi sebep olur. Bu toksinler mikroorganizmalar tarafından üretilebilir, gıdada doğal olarak bulunabilir (örneğin bazı mantarlarda) yada kontaminant olabilir.
Toksinler direkt olarak vücutta gerçekleşen biyolojik reaksiyonları etkilerler. Yüksek konsantrasyonlarda etkiler akut olabilir yani tüketimden birkaç saat sonra belirtiler ortaya çıkar. Belirtileri arasında bulantı ve kusma yer alır. Toksinler çeşitli kaynaklara sahiptirler, fakat en iyi bilinen bakteriyel toksinler Staphylococcus aureus ve Clostridium botulinum tarafından üretilenlerdir.
Mikotoksinler gibi bazı toksinler düşük konsantrasyonlarda alınsa bile ciddi uzun süreli etkilere sahiplerdir. Bu toksinlerin birçoğu ısıya dayanıklıdır, yani pişirme ile uzaklaştırılamazlar.
Gıda kaynaklı enfeksiyonlara gıdalarda bulunan enfekte edici patojenler (enfeksiyona neden olan mikroorganizmalar) neden olmaktadırlar. Bu mikroorganizmalar bağırsakta çoğalırlar. Ayrıca bu mikroorganizmalar epitel hücrelere saldıran ve zarar veren toksinleri salgılarlar. Kontamine gıdanın tüketilmesinden birkaç saat ve birkaç gün içerisinde sonuç olarak karın ağrısı ve ishal meydana gelir. Birkaç gün sonra belirtiler yok olur, fakat mikrop dışkı ile atılmaya devam eder. Böyle kişiler ise sağlıklı taşıyıcı olarak adlandırılırlar. Kötü (tuvalet) hijyene sahip kişiler gıdayı ve diğer insanları kontamine edebilirler.
Çoğu gıda enfeksiyonuna neden olan bakteriler Salmonella , Campylobacter ve E. coli dir . Virüsler aynı zamanda gıda kaynaklı enfeksiyonlara da sebep olmaktadırlar. Çoğu gıda kaynaklı enfeksiyonlar yaz döneminde ortaya çıkmaktadır, çünkü bakteriler için gelişme koşulları yaz aylarında daha iyidir. Çoğu durumlarda gıda enfeksiyonları hafiftir, birçok kişide sadece ishal gözlenir. Yaşlı kişiler, küçük çocuklar veya hassas kişiler çoğunlukla ciddi olarak etkilenirler. Gıdanın yeterli ısısal işleme tabi tutulması gıda kaynaklı enfeksiyonları engelleyebilir. Hemen hemen bütün spor oluşturmayan bakteriler 70 °C üzerindeki sıcaklıklarda ölürler.
Birçok gıda kaynaklı enfeksiyonun evlerde meydana gelmesine rağmen, restoranlarda olan salgınlar daha fazla dikkat çeker çünkü restoranlardaki olaylar geniş sayıda insanları etkilemektedir.
2)--Sığır Etindeki Hangi Bakteriler Gıda Kaynaklı Hastalıklara Neden Olur?
Sığır etindeki hangi bakteriler gıda kaynaklı hastalıklara neden olur?
Escherichia coli hayvanların bağırsak sistemlerinde kolonize olabilmektedir ve böylece kesim esnasında eti kontamine edebilir. Bu organizmalar normalde herhangi bir zarara neden olmazlar. Bununla birlikte E. coli O157:H7 suşları gibi yüksek miktarlarda kuvvetli toksin oluşturan ve bağırsak astarına ciddi hasarlar veren nadir suşlar da vardır. Sonuç olarak Haemorrhagic Kolit hastalığı ile sonuçlanır ve kanlı ishal olarak nitelendirilir. E. coli O157:H7 düzgün pişirmeyle kolaylıkla yok edilebilir.
Salmonella zaman zaman çiftlik hayvanları, kümes hayvanları, köpekler, kediler ve diğer birçok hayvanların bağırsak sistemlerinde bulunabilir. Kesim esnasında et kontamine olabilir ve bu yüzden bakterilerin çoğalmasını engellemek için soğutma gerekir. Dondurma işlemi bu mikroorganizmayı öldürmez, fakat düzgün pişirme ile yok edilebilir. Eğer çiğ et ve/veya suları pişmiş gıda ile veya salata gibi çiğ tüketilecek gıdalar ile temasa geçerse çapraz-bulaşma olabilir. Salmonella ishal gibi mide iltihabına sebep olur.
Staphylococcus aureus sığırların derilerinde bulunur fakat insanların ellerinde, solunum yollarında veya boğazlarında da taşınabilir. Çoğu gıda kaynaklı hastalık salgınları gıda işindeki personellerin ellerinden ve yanlış sıcaklık uygulamasından sonra gıdada ısıya dirençli toksinlerden dolayı meydana gelmektedir; istisna olarak da yeterli derecede fermente olmamış sosis ürünleri de hastalığa neden olabilir, başlıca akut kusmayı takiben ishal gözlenmektedir. İyi üretim uygulamaları ve gıdanın hijyenik işlenmesi ve soğutulması stafilokoksik gıda kaynaklı hastalıkları önleyebilir.
Listeria monocytogenes sığırların bağırsaklarında ve sütünde bulunur. Pişirme ile bu organizmanın yok edilmesine rağmen, zayıf işleme koşulları pişmiş ürünün tekrar kontamine olmasına ve hatta buzdolabı sıcaklıklarında bile organizmanın gelişmesine neden olabilir. Pişirilmiş ve baharatlı sosis ve hafif yemek etleri gibi yemeye hazır gıdalar buzdolabında çok uzun süreler tutulmamalıdır. Etiketlerdeki "Buzdolabında Saklayın" ve "Son Kullanım" tarihleri gibi ibarelere dikkat edin.
KAYNAK:YYU Gıda Mühendisliği Paylaşım Gurubu YGM.Taner DİKMEN